6 Ağustos 2015 Perşembe

Depresifim ne yapmalıyım ??

Herkese oluyordur sanırım. Hani böyle bir içiniz sıkılır, kendinizi yalnız hissedersiniz. Sonra bir düşünme hali gelir yerleşir. Bir acı vardır nedensiz çıkan. Belki derince olmasa da yüzeyde kalsa da size hayatı sorgulatan o hissiyat . Efendim tabi ki de  ben neler yaparım bu durumlarda onu konuşmak isterim.

1) B vitamini takviyesi
Bu gerçekten önemli. Ruhsal sıkıntıları tetikleyen fizyolojik yapımızdaki eksikliklerden olabilir.Vitamin ve mineral eksikliği de bunun başını çekiyor. B ve C  vitaminlerinin özellikle günlük takviyesi şart . Çünkü bu suda çözünen vitaminler vücudumuzda depolanamıyor.Ben annemin tavsiyesi ile almaya başlamıştım . Hafıza yı , konsatrasyonu , öğrenmeyi güçlendirirken en önemli özelliği ise strese karşı beyni muhafaza eder. Yine de nolur nolmaz doktor tavsiyesi alınız  ya da eczacınıza danışınız !!

2)Müzik ,ruhun gıdasıdır .
 Duygusal , kadere kahpe diyen şarkılardan uzaklaşalım. Aman sakın !
Bizi dinlendiren , ruhumuzu okşayan şarkılara yaklaşalım.
Güzel sevdiğimiz filmlerin müziklerinden faydalanabiliriz.

3)Yeni akım 'Büyükler için Boyama Kitapları'

Şimdi bende de bir tane bulunmakta. Müziğinizi arka fona koyun ve boyayın . Yaratıcılığınızı kullanın .Somurtarak başladığınız işi ,tebessümle bitireceksiniz. Boyarken ağzınıza bir şarkı dolayıp söyleyecek bir yandan da şu çiçeği ne renge boyayacağınıza karar vereceksiniz. Aslında bunun sizde yarattığı güzel etki birşeyler üretebildiğinizi, güzel şeyler yapabildiğinizi görmek . Yani bunu destekleyen başka hobileriniz varsa ona yoğunlaşabilirsiniz.Kalkın bir kek yapın mesela.Yemek yapmakta çok iyi gelebilir. 

4) Dua ; Yaratıcıyla konuşmak
Evet inançlı bir insansanız inandığınız Allah’ ınızla konuşun . Bu çok rahatlatıcı oluyor . Başıma ne gelirse gelsin yalnız değilim beni yaratan , beni seven Rabbim var diyorsunuz . Şiddetle tavsiye edilir.

Aslında söylenecek çok şey var . Ama bu benim bir gün içinde aklıma gelip yaptıklarım. Kendinizi sakın bırakmayın ! 


8 Haziran 2015 Pazartesi

Yıllar yıllar ne kadar çabuk geçiyor değil mi ?
Her şey değişiyor  sürekli , ama bazı şeyler de hep aynı kalıyor biraz sanki.
İnsanoğlu bu kadar ayrıştırmaya rağmen duygular çok da takmıyor.
Biz bizden olmayanların peşine düşüyoruz.
Biz bizimle olamayacak sevdalar istiyoruz.
Seçimlerimiz bazen değil belki hep kolaya kaçıyor.
Ama aslında biz bu dünyaya bilinmeyenin peşine indik.
Sözde bilinmeyen özde bilinen olsun kanımıza karışsın diye.
Aslında biz bilinmeyenlerin aslında çok ezelden beri  çokça tanınan olduğunu öğrenmeye geldik.
Biz delice yaşamak için geldik ve bunda büyük huzur bulduk.
Şu sistem dünyası tersini söylesede..
Sevmek istedik işte tam bu şarkıdaki gibi belki ..
Selam olsun bizimle olmuş, bizimle olan ve  bizimle olacak tüm sevdalara ,belki sevda sanılanlara, hiç sevda olmamışlara varsa öyle birşey..
DUMAN -BAL 




7 Haziran 2015 Pazar

İMKANSIZIN ŞARKISI ( Norwegian Wood )

‘’ Bu kitabı  ben yazmak isterdim.’’

Norwegian wood  içindeki atmosferi ve kitaptaki karakteriyle beni gerçekten etkiledi. Gerçekçiydi , dürüsttü . İnsanların  hikayelerini dinlemek üzere hayata gelmiş bir ana karakter olan Vatanabe’ nin hayatının bir kesitini kendi cümleleriyle anlatıyor . Hayatın doğal akışı gibi kitapta öyle akıveriyor ve bu da bana kitabı  kesintisiz okumamı ve bundan büyük keyif almamı sağladı.Öyle ki bırakmak istemedim ve bitirince biraz huysuzlandım sanırım. :D
Bir uyarı olarak kitap fazlasıyla erotizm içeriyor ve bu alışkın olmayanlar için sorun yaratabilir. Ama benim gibi önceden Murakami okuyanlar için sıkıntı yaratacağını düşünmüyorum.



 Kitabı okumak isteyenler aşagıdaki kısımı okumasın! :))
 Kitaptaki  yetişkinlere hitap eden kısımların sadece bir tanesi beni fazlasıyla rahatsız etti o da sondaki bölümdü. Naoko  yüzünden sevdiği kızla ilişkiye girmekten kaçınan ana karakterimizin sonunda kendinden 19 yaş büyük Reiko ile öyle içlerinden geldiği için ilişkiye girmeleri fazlasıyla tuhaftı. Orası olmayabilirdi. Murakami seviyorum diye eleştirmekten geri kaçınmam. Neyse yazarın ne düşünerek yazdığını tabi bilemem. Sadece kendi değerlerim açısından değil kitabın karakterine uygunsuz ve gereksiz gördüm.

Kitapta atlanamayacak en önemli şey bol bol müzik vardı 60’ların esintisini getiren. s
En sevdiğim  ikisini  aşağıda paylaştım.:))

1) The beatles - norwegian wood (kitaba ismini veren şarkı)

    
2)Henry Mancini - Dear Heart 


28 Mayıs 2015 Perşembe

MAD MAX FURY ROAD


Hazırlık senesinin üç kafadarı –kah aynı sınıftaydık kah başka sınıflarda-  seneyi geçmelerinin şerefine sınavdan sonra eğlenmek isterler. Aslında amaçları Büyük Ada ‘ ya gitmek olan bu sevindirikler havaların mayıs sonunda bozmasıyla mecburen sinemada karar kılarlar. Ah aslında ne güzel hayalleri vardır. Bisiklete bineceklerdir ( bunlardan birisi bisiklet sürmeyi bilmiyor ona rağmen hayal bu ya :D). Bisiklete binmeyi bilmeyen  hatun tarihi yerlere ayrıca meraklıydı(Allah’tan:D). Bu yüzden o Aya Yorgi Kilise sine gitmeyi de aklına koymuştu. Neyse ne artık uzatmaya gerek yok . O hatun benim  ve bugün müthiş bir baş ağrısıyla ‘MAD MAX’ izlemeye gittim. Aslında  YENİLMEZLER’ e de gidebilirdik. Fakat ,IMDB puanı yüksek olan ve sour dictionary de en olumlu yorumları alan kazandı tabiî ki .

 Filmi yüreğim ağzımda izledim ve adrenalin seviyem 2 saat boyunca film arası da dahil normalin üstünde seyrediyordu. Hatırladığım kadarıyla oh biraz dinlenelim ya diyebileceğiniz bir tane sakin sahnesi  yoktu.Bu ne demek diyenlere, filmi öneririm ama sinemada izlemek kaydıyla. Evde bu kadar izleyebilir miydim emin değilim. Birde kendinizi hazırlayın da gidin bu  manyak aksiyona .

27 Mayıs 2015 Çarşamba

CASTAWAY ON THE MOON ( KİM’İN ADASI )


Son sınavımı dün verip bugün sabah da geçtiğimi öğrenmiş bulunmaktayım. Bir -ve son inşallah- İngilizce hazırlık dönemi  Allah’ıma binlerce şükürler olsun sona erdi. Gelin görün ki benden mutlusunun olmaması  lazımken kendimi  büyük bir boşluk içerisinde buldum.’’ Okul bitmişti , artık kafam rahattı , özgürdüm , istersem roman okurdum istersem film seyrederdim . Hatta sabaha karşı uyurdum ne olucak sonuçta yarın okul olmadığına göre akşam 17 ‘ te kalkardım.’’ tarzı düşüncelere hala alışamamıştım. İçimdeki birisi bunlara inanmıyor ve ‘Sen bugün neden okula gitmedin ? ‘ diye beni sorguya çekiyordu. Yine hayatımdaki çok değerli insanlardan birisi eski hocam şimdiki ablam , dostum bana bir film tavsiyesinde bulundu.Bende izledim.Ve harikaydı.

Bu filmi anlatmaya niyetim yok :D Çünkü bende filmin afişi ve adından başka bir şey bilmeyerek izledim ve genellikle bu gibi umutsuz durumlarda işe yarıyor. ’Bu filmi kimlere önerebilirim?’kısmını doldurucam. Bu filmi herkes izlemeli diyorum (çok iddialıyım.Why?*): Özellikle umutsuzluğa düşmüş , hayatının çok kötü gittiğini düşünen , zamanında bir yara almış -duygusal veya fiziksel fark etmez-ve iyileşememiş ..
Film hakkında bir kaç şey daha söylenmesi gerekirse ;günümüzdeki insanları yalnızlığa iten çılgınlıkları(!) , onları uçuruma sürükleyen sistemi baya güzel konu almış . Bunu yaparken ürün yerleştirme baya da bulunmaktaydı. Ne yapalım ? Fikirlerimizi duyurmak için yine bu eleştirdiğimiz sistemden destek almaktan başka çare olmuyor galiba.
Filmin sevdiğim soundtrack 'ı 



 Hepinize iyi seyirler :))

(* Filme bir atıftır. İzleyenler beni anlar :D )
( Film afiş fotoğrafı pinterest' ten alıntıdır.)

24 Nisan 2015 Cuma

2015 Etkinlik Takvimi


Yeni bir yıla  girmeye bir kaç gün kala arkadaşlar arasında bu yıl farklı olsun amacıyla bir konuşma mutlaka geçer ve kararlar alınır . Çoğumuz fazla kilolarından ve dertlerinden kurtulmayı diler. Tabi ki bizde konuştuk :). Bir arkadaşım her ay etkinlik takvimi düzenleme fikrini ortaya attı. Her ay daha önce gitmediğimiz en az bir yere gitmek , dört kitap okumak , iki de ingilizce kitap .. gibi hedefler belirledik. İlk öncelikle bir takvim edindik. Ben her ayın yanına ataçla bir not yapıştırarak üzerine not almayı seçtim. Şunu şunu okudum , izledim , şuraya gittim diye. 




Gerçekten bana  çok olumlu farkındalıklar kazandırdı . Mesela geçen ay bir filme gitmiştim ama not almaya unutmuşum .Yaklaşık bir ay geçmesine rağmen hatırlayamadım. Bir boşluk hissi oluşuyor  ve sormaya başlıyordum : 'Peki ben bu günlerde ne yaptım ?'. Halbuki şimdi ara sıra etkinlik takvimime dönüp bakınca mutlu oluyorum . Günlerimi dolu dolu geçirmişim ve  başka neler yapabilirim diye düşünmeye sevk ediyor.Bir de kitap listesi hazırladım kendime . Böylece kaç kitap okuduğumu , hangi ayda okuduğumu takip edebiliyorum. 


23 Nisan 2015 Perşembe

1Q84 - Haruki Murakami


Haruki Murakami okumaya başlamam tesadüfi gibi görünsede dürüst olmalıyım ki öylesine başlamadı.Değer verdiğim , sevdiğim fakat yakın olamadığım , konuşamadığım bir insanın beğendiği yazarlardan biriydi ve bildiğim kadarıyla hala öyle.Yaklaşık 4 seneden beri onu görmedim. Ama onun düşüncesel ve iç  dünyasını anlamak ,ona daha yakın olabilmek istedim. İşte bu sebeple bu sene ilk 'Sahilde Kafka' kitabıyla bu yazarın eşsiz ve özgün dünyasına adım attım.

Şu anda 1Q84 kitabını okuyorum. Kitap 1256 sayfa ve üç kitaba ayrılmış ama tek bir cilt. Ben 1.kitabı bitirdim.Şimdi 2. kitaba başladım.Kitabın içinde yazar şarkılar , filmler ve kitaplardan sıkça alıntılar yapmış ve bu benim çok hoşuma gitti.O yüzden birinci kitapta bahsedilenlerin bazılarını sizinle paylaşmaya karar verdim.Kitabı okumadıysanız okurken bu yazıya geri dönüş yapabilirsiniz ya da okuduysanız ve not almadıysanız tekrar hatırlamak güzel olur diye düşünüyorum. 

1) Janacek - Sinfonietta (Klasik Müzik)







2) Nat King Cole - Sweet Lorraine 









3) Nat King Cole-It's only a paper moon (bu favorilerim arasındaydı .)





4) Yönetmenliğini Stanley Kubrick 'in yaptığı  Zafer Yolları filmi

5) 1960 Amerikan yapımı bir film 'Sahilde'

6)  Alfred Hitchcock filmlerine de atıfta bulunulmuştu.



Devam yazısını kitabı okuduktan sonra yazmayı düşünüyorum :)

Sürrealist kurguları sevenlerin ve ya değişik bir şeyler okumak istiyorum diyenler bu yazara bir şans verebilirsiniz. :))

















22 Nisan 2015 Çarşamba

High Fidelity


Kız kıza toplanılmış ve muhabbetin dibine vurulmuşsa çoğunlukla sohbetten eksik olmayan konulardan birisi tabi ki erkekler ve biz kızların onları bir türlü anlayamadığımız gerçeği  (hakeza onların da bizi) ! İlla erkek arkadaş meselesi olmasına gerek yok . bu yeri gelir erkek kardeş olur baba olur dayı olur :D İşte karşı cinsin aklının nasıl çalıştığını ,bu insancıkların hayata ve biz kızlara bakış açısını az da olsa anlayabilmek için geçen yakın arkadaşımdan aldığım film önerisiydi ''High Fidelity''.Bunun yanında erkeklerin filmin ana erkek karakteri için yaptığı yorum''içimizden biri'' olunca filmi izlemek kaçınılmaz oldu.
                                 

       



Bilmek isteyenler olursa  filmin Imdb puanı 7,6 /10.Filmin konusuna da değinecek olursak plak dükkanı olan bir adamın geçmişteki ve şimdiki ilişkilerine ve hayata bakış tarzını anlatan bir film . Filmi çok beğendim diyemem farklıydı ,değişikti. Erkekleri anladım mı ? İşte ondan pek emin değilim :D . Ama film ile ilgili en sevdiğim  şeyler  içinde geçen müzikleriydi ,tabii ki plak dükkanı ve kendine özgü yan karakterleri. Yan karakterler filme ayrı bir renk katmış eğlenceli hale getirmiş.
Filmin özellikle tüm müziklerine bayıldığımı tekrar söylemeden edemiycem.Özellikle filmi izledikten sonra 'Let get it on' şarkısını Jack Black 'ten sıkça dinlemeye başlayabilirsiniz.Dinlemek isteyenler için  filmin sevdiğim duygusal bir  soundtrack’ ı:


 İyi seyirler ve gerçekten bu film ile ilgili bay ve bayan yorumlarını sabırsızlıkla bekliyorum. :)