16 Mayıs 2022 Pazartesi

Gerçekten Dağınık mıyım ? Yoksa dağınık zihnim mi?

 Ailemin evinde yaşarken dağınık olmamamın bahanelerini küçük bir odaya her şeyimi sığdırmak zorunda olduğum gerekçesi ile savunmaya çalışırdım.Aslında kendimin ne kadar düzenli olduğunu kendi evime çıkınca özellikle anneme bunu net bir şekilde ispatlayacağımı ve bana dediklerine pişman olacağını hayal ettikçe keyfim yerine gelir kendime güvenim artardı.

Evet kendi evime çıktım.Ve işler çok da benim istediğim gibi gitmedi.

Hala bununla ilgili bahanelerim var.

Mesela para harcamamak adına organizer almadığımdan nesnelerin ait olduğu yerlerin belirsizliğinden doğan dağınıklığım tüm dağınıklığımın bir kısmını oluşturuyor.

Peki geri kalan dağınıklığımın bahaneleri nelerdi?

Biri tembellik ve üşengeçlik ,diğeri zihnimin dağınıklığının evimde aşikar olması sonucuna ulaştım.












14 Mayıs 2022 Cumartesi

2022 ' den merhaba

Blogu bir gözden geçirdim yazdıklarıma inanamadım çünkü hatırlamıyorum.Ne zaman yazmışım hangi ruh haliyle yazmışım?

Ama yazdıklarımı beğendim.En çok houşuma giden ayrıntılarda boğulmadan, mükemmel olmaya takılmadan, kısa ve öz kendimce yorumlar yazmam olmuş.Hem akıcı hem bana yıllar sonra için bir kılavuz oldu.Ben yazmayı seviyorum azizlerim ve azizelerim :)

Niye bu kadar sene bekledim ve tıkanmışlık girdabına sığınmayı seçtim bilmiyorum.

Ortaokulda bile yazmayı sevdiğim çok açık ve netti.

Türkçe öğretmenim Ahmet beyin anneme dediklerinde somut bir hal almıştı oysaki ''Merve'ye öykü yazın diyorum o roman yazıyor.''

Şimdi blog yazamaya devam etmeye karar verdim.

Artık kendimleyim ve eğer okuyan birileri olursa da sizlerleyim.

Hoşgeldin kendim hoşbuldun kendine blog sayfana diyorum.Ve her gün yeniden buluşmak üzere :)




27 Mart 2018 Salı

SANA, BURAYA, KENDİME



Aslında adım atacağım bu yeni süreçte başka bir blog açıp açmama konusunda kararsızım . Ama yine de ilk yazım burada olsun ; kendime ilk adım , kendime dönüş..
Dört gün sonra sınavım var . Bundan bir önceki sınavda hayatımın en kötü notunu aldığımı söylesem bu sınavda iyi bir not almam gerekeceğini düşünürsünüz büyük olasılıkla. 
Neden mi yazıyorum ? Artık şu kaygı ve mutsuzluk hali kalksa üzerimden de yaşama ait olsam diye yazmaya karar verdim . Şu an ders çalışmam gerekirken sana buraya kendime bir şans daha vermeye niyet ettim . Adım adım ilerledikçe sende benle beraber gör , şahit ol ve destek ol istedim . 
Bak hemen son cümlede kendimi ele veren bir eylem kullandım: 'Destek ol ! '. Ne kadar çaresiz , mutsuz , yalnız ,zaman zaman boşluğa bırakılmış gibi hissettiğimi ve ellerimden tutulmasına , omuzlarımın hafifçe sarsılmasına , gözyaşlarımın silinmesine , sırtımın sıvazlanmasına ne kadar ihtiyacım olduğumu bil diyen çığlıklarım var . Artık susturamıyorum , her bastırdığım yerde kara delikler oluşuyor. 
Bunu yazdıktan sonra aklıma Stephen Hawking ' in kara delikler hakkında dedikler ile parallellik kurmak istedim ve google da bakarken onunda benim tam istediğim şekilden daha güzel bir biçimde bağlantı kurduğunu görünce ister istemez bir mutluluk kıvılcımı parladı.

"Bu konferansın verdiği mesaj, kara deliklerin aslında gösterildiği kadar siyah ve bir zamanlar düşünüldüğü gibi ebedi hapishaneler olmadıklarıdır. Her şey, kara delikten dışarıya veya başka bir evrene bile çıkabilir. Dolayısıyla eğer bir kara delikte olduğunuzu düşünüyorsanız, pes etmeyin, bir çıkış yolu var" 
Stephen Hawking



21 Ocak 2016 Perşembe

Lizbon' a Gece Treni ..



Böyle bir kitap yoktu.
Bu kadar gerçek ..
Bu kadar insanı ortaya koyan ..
Kendimi yakın bulduğum bir kaç kitaptan biri olabilen..


Lizbon ' a Gece Treni , bir adamın bir gün gününü diğer günlerden farklı kılan bir kadınla
karşılaşmasıyla ve o kadının dediği bir kelime ile büyülenip kendini hiç bilmediği bir yolculuğa
çıkarken bulmasıyla başlar.


Kitapta sonradan sevdiğimi farkettiğim en güzel şey bir yerden bir yere yolculuklardı.
Yürüyerekte olsa , trenle de olsa , arabayla da olsa ...
Yolda olma , yolda düşünme ve iç dünyaya yolculuk .

Ana karakterin kusuruz olmaması ;
 belli kalıplarının , bir şeylere adapte olmakta zorluk çeken inatçılığının,
 yani insan olması kitaba saygı duymam da ki en önemli olguydu. 

 Yaşarken  yanılabileceğinin  ama yine de 
yolda olunduğunun buram buram yazılışıydı bu kitap.


Kitabı anlatmaya kesinlikle sözcükler yetmeyecek biliyorum.
Yazdıklarımda kendinizi bulduysanız biraz alın okuyun derim :)))

6 Ağustos 2015 Perşembe

Depresifim ne yapmalıyım ??

Herkese oluyordur sanırım. Hani böyle bir içiniz sıkılır, kendinizi yalnız hissedersiniz. Sonra bir düşünme hali gelir yerleşir. Bir acı vardır nedensiz çıkan. Belki derince olmasa da yüzeyde kalsa da size hayatı sorgulatan o hissiyat . Efendim tabi ki de  ben neler yaparım bu durumlarda onu konuşmak isterim.

1) B vitamini takviyesi
Bu gerçekten önemli. Ruhsal sıkıntıları tetikleyen fizyolojik yapımızdaki eksikliklerden olabilir.Vitamin ve mineral eksikliği de bunun başını çekiyor. B ve C  vitaminlerinin özellikle günlük takviyesi şart . Çünkü bu suda çözünen vitaminler vücudumuzda depolanamıyor.Ben annemin tavsiyesi ile almaya başlamıştım . Hafıza yı , konsatrasyonu , öğrenmeyi güçlendirirken en önemli özelliği ise strese karşı beyni muhafaza eder. Yine de nolur nolmaz doktor tavsiyesi alınız  ya da eczacınıza danışınız !!

2)Müzik ,ruhun gıdasıdır .
 Duygusal , kadere kahpe diyen şarkılardan uzaklaşalım. Aman sakın !
Bizi dinlendiren , ruhumuzu okşayan şarkılara yaklaşalım.
Güzel sevdiğimiz filmlerin müziklerinden faydalanabiliriz.

3)Yeni akım 'Büyükler için Boyama Kitapları'

Şimdi bende de bir tane bulunmakta. Müziğinizi arka fona koyun ve boyayın . Yaratıcılığınızı kullanın .Somurtarak başladığınız işi ,tebessümle bitireceksiniz. Boyarken ağzınıza bir şarkı dolayıp söyleyecek bir yandan da şu çiçeği ne renge boyayacağınıza karar vereceksiniz. Aslında bunun sizde yarattığı güzel etki birşeyler üretebildiğinizi, güzel şeyler yapabildiğinizi görmek . Yani bunu destekleyen başka hobileriniz varsa ona yoğunlaşabilirsiniz.Kalkın bir kek yapın mesela.Yemek yapmakta çok iyi gelebilir. 

4) Dua ; Yaratıcıyla konuşmak
Evet inançlı bir insansanız inandığınız Allah’ ınızla konuşun . Bu çok rahatlatıcı oluyor . Başıma ne gelirse gelsin yalnız değilim beni yaratan , beni seven Rabbim var diyorsunuz . Şiddetle tavsiye edilir.

Aslında söylenecek çok şey var . Ama bu benim bir gün içinde aklıma gelip yaptıklarım. Kendinizi sakın bırakmayın ! 


8 Haziran 2015 Pazartesi

Yıllar yıllar ne kadar çabuk geçiyor değil mi ?
Her şey değişiyor  sürekli , ama bazı şeyler de hep aynı kalıyor biraz sanki.
İnsanoğlu bu kadar ayrıştırmaya rağmen duygular çok da takmıyor.
Biz bizden olmayanların peşine düşüyoruz.
Biz bizimle olamayacak sevdalar istiyoruz.
Seçimlerimiz bazen değil belki hep kolaya kaçıyor.
Ama aslında biz bu dünyaya bilinmeyenin peşine indik.
Sözde bilinmeyen özde bilinen olsun kanımıza karışsın diye.
Aslında biz bilinmeyenlerin aslında çok ezelden beri  çokça tanınan olduğunu öğrenmeye geldik.
Biz delice yaşamak için geldik ve bunda büyük huzur bulduk.
Şu sistem dünyası tersini söylesede..
Sevmek istedik işte tam bu şarkıdaki gibi belki ..
Selam olsun bizimle olmuş, bizimle olan ve  bizimle olacak tüm sevdalara ,belki sevda sanılanlara, hiç sevda olmamışlara varsa öyle birşey..
DUMAN -BAL 




7 Haziran 2015 Pazar

İMKANSIZIN ŞARKISI ( Norwegian Wood )

‘’ Bu kitabı  ben yazmak isterdim.’’

Norwegian wood  içindeki atmosferi ve kitaptaki karakteriyle beni gerçekten etkiledi. Gerçekçiydi , dürüsttü . İnsanların  hikayelerini dinlemek üzere hayata gelmiş bir ana karakter olan Vatanabe’ nin hayatının bir kesitini kendi cümleleriyle anlatıyor . Hayatın doğal akışı gibi kitapta öyle akıveriyor ve bu da bana kitabı  kesintisiz okumamı ve bundan büyük keyif almamı sağladı.Öyle ki bırakmak istemedim ve bitirince biraz huysuzlandım sanırım. :D
Bir uyarı olarak kitap fazlasıyla erotizm içeriyor ve bu alışkın olmayanlar için sorun yaratabilir. Ama benim gibi önceden Murakami okuyanlar için sıkıntı yaratacağını düşünmüyorum.



 Kitabı okumak isteyenler aşagıdaki kısımı okumasın! :))
 Kitaptaki  yetişkinlere hitap eden kısımların sadece bir tanesi beni fazlasıyla rahatsız etti o da sondaki bölümdü. Naoko  yüzünden sevdiği kızla ilişkiye girmekten kaçınan ana karakterimizin sonunda kendinden 19 yaş büyük Reiko ile öyle içlerinden geldiği için ilişkiye girmeleri fazlasıyla tuhaftı. Orası olmayabilirdi. Murakami seviyorum diye eleştirmekten geri kaçınmam. Neyse yazarın ne düşünerek yazdığını tabi bilemem. Sadece kendi değerlerim açısından değil kitabın karakterine uygunsuz ve gereksiz gördüm.

Kitapta atlanamayacak en önemli şey bol bol müzik vardı 60’ların esintisini getiren. s
En sevdiğim  ikisini  aşağıda paylaştım.:))

1) The beatles - norwegian wood (kitaba ismini veren şarkı)

    
2)Henry Mancini - Dear Heart